Microbiology Laboratory Turkey

Mikrobiyoloji Ile Ilgili Tüm Konuların Kısa ve Öz Anlatımları. Microbiology Lab Information.

Bu Blogda Ara(SEARCH)

MicroLab

viroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
viroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2019 Cuma

Mart 15, 2019

Kızamık Virüsü | Morbillivirus measles virus | RUBEOLA | Rubella | Kızamıkçık

Kızamık Virüsü | Morbillivirus measles virus | RUBEOLA | Rubella | Kızamıkçık

120-150 nm boyutlarında, tek iplikli, zarflı, RNA virüsüdür.

Antijenik Yapısı:
Bir tek antijenik tipi vardır. Kızamık antijeni enfekte hücreler içinde tespit edilmiştir. Antijenleri kompleman birleşmesi deneyi ile de tespit edilebilir


Kızamık Virüsü:
Kızamık hastalığının etkenidir. Hastalık bir kez geçirilmekle ömür boyu bağışıklık bırakır. Virüse karşı canlı atenüe aşı kullanılır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak olarak üçlü aşı (MMR) şeklinde uygulanır.  


Teşhis Yöntemleri:
Genellikle klinik belirtilerle kolayca tanı konur.

Seroloji:
Klinik belirtilerle teşhis edilemeyen vakalar için en çok kompleman birleşmesi deneyi kullanılır. Ayrıca fluoresan antikor ve ELISA testleri de yapılır.

INSTAGRAM

15 Şubat 2019 Cuma

Şubat 15, 2019

Grip (Influenza) | Virüs

Grip (Influenza)

Solunum yoluna yerleşip daha çok kış aylarında salgın yapan, akut ve virütik bir enfeksiyon hastalığıdır. 2-3 yılda bir salgınlar yapar. Tüm dünyada yaş, cins ve ırk ayırımı gözetmeden görülür.

Etken ve Bulaşma Yolları 
Gribin etkeni RNA virüslerinden miksovirüs influenzadır. A, B, C, D serotipleri bulunur. A tipi insanlarda hastalık yapar. 
Kuluçka süresi 1-3 gündür. 
Ağız, burun, boğaz salgılarında bulunan virüsler, kolay ve hızla bulaşır. Etken, dış ortama dayanıklı değildir. Bulaşma direkt, damlacık ve hava yolu ile olur.

Klinik Belirtiler 
Etken epitel hücrelere girip toksinleriyle kana karışır. Klinik belirtileri ortaya çıkar. Üşüme, titreme ve ateşle başlar. Ateş (38 °C ve üzeri ) yükselir Hâlsizlik, kırgınlık, baş, kas, eklem ve sırt ağrıları belirtilerinin yanı sıra boğazda kuruluk, kızarıklık, ağrı ve yanma hissi oluşur. Çocuklarda bu duruma kusma ve ishal eşlik edebilir, küçük çocuklarda dikkat edilmesi gereken ek belirti huzursuzluk, iştahsızlık ve uyku halidir. Belirtiler hastanın günlük işlerini etkileyecek düzeye ulaşabilir.

Klinik Tanı 
Belirtilerinden dolayı diğer hastalıklarla karıştırılır. Çocuklarda, yaşlılarda, kalp, akciğer, böbrek, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde ağır seyreder. Ölümle sonuçlanabilir. Laboratuvar bulgusu; lenfositlerde azalma, eozinofillerin kaybolması ve lökopeni belirtileridir. 


Tedavi ve Bakım 
Gribin özel bir tedavisi yoktur. Hastanın vücut direncini artırıcı bol sıvı alması, C vitaminleri içeren taze meyve ve sularını tüketmesi, gerekirse yatak istirahati yapması gerekir. Doktor istemine gör uygun ilaçlar verilebilir. Hastanın kendini rahat hissetmesi ve komplikasyon gelişmesine yönelik hemşirelik bakımı yararlıdır. Odası sakin olmalı ve iyi havalandırılmalıdır. Oda ısısı 24 oC civarında ve nemli olmalıdır.

Komplikasyonlar 
Gripte şikâyetler genellikle 7 gün sürer, ilk 2-3 gün içerisinde şiddetlenir ve sonrasında düzelme başlar, ancak iyileşme süresi 1- 2 haftaya kadar da uzayabilir. Vücut direnci kırıldığı için, iyi bir bakım yapılmazsa ikincil enfeksiyonlara sebep olma ihtimali yüksektir. Pnömoni, bronkopnömoni, bronşit, menenjit, sinüzit, otitis media, myokardit, endokardit gibi komplikasyonlar görülür.

Korunma 
Sık değişim gösteren grip virüsüne karşı doğal bağışıklık bulunmamaktadır. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin, vücut dirençlerini arttırmak için aşı yaptırmaları gerekir. Hastalarla tokalaşma ve kucaklaşma gibi yakın temas kurulmamalıdır. Ayrıca kapalı alanlardan ve kalabalıklardan kaçınmak yararlı olur. Elleri gözler, ağız ve buruna dokundurmamak gibi önlemler gripten korunmada etkili olur. Hastaların da sağlamları korumak adına toplu yaşanılan alanlardan uzak durmaları, havlu gibi eşyalarını ayırmaları, yayılmanın önlenmesi açısından önemlidir. Hastaya bakan kişi, kişisel temizliğine özen göstermeli, ayrıca sık sık ılık tuzlu su ile ağız ve boğaz gargarası yapmalıdır. 


INSTAGRAM

5 Şubat 2019 Salı

Şubat 05, 2019

Hepatit C Virüsü (HCV)

Hepatit C Virüsü (HCV)

Hepatit C virüsü, 1989 yılında bulunmuş olup; dünyada 170 milyondan fazla kişiyi enfekte etmiştir.
30-60 nm boyutlarında, tek iplikli, zarflı RNA virüsüdür. Çok sayıda serotipi vardır. 

Antijenik Yapısı: 
HCV’ye karşı anti HCV antikoru oluşur kanda bulunması geçirilmiş veya geçirilmekte olan HCV enfeksiyonunu gösterir. 
Hepatit C Virüsü: 
Hepatit C hastalığının etkenidir. Hepatit C kronikleşebilir. Aşısı yoktur. HCV enfeksiyonlarında hepatosellüler karsinom riski artar. 
Teşhis Yöntemleri 
➧Seroloji: 
Sentetik olarak üreten HCV antijenleriyle hastalarda virüsün antikorları özel ELISA yöntemleriyle saptanabilir. 
Etken ve Bulaşma Yolları 
Hastalığın etkeni, hepatit C virüsüdür. Bu hastalık buluşma ve portör yönleriyle hepatit B’ye benzer. Bulaşma kan ve kan ürünleri ve bunlarla kontamine olmuş eşyalar, cinsel temas ve anneden fetüse geçme yolları ile olur. 

Klinik Belirtiler 
Hepatit C hastalığında kronikleşme görülür. Kronikleşme sonucu, siroz ve karaciğer kanseri ortaya çıkar. Genellikle etkeni taşıyanlar hastalık belirtisi vermezler. Hepatit C virüsü sinsice karaciğerde harabiyet oluşturup siroza dönüşür. Klinik belirtileri iştahsızlık, hâlsizlik, sarılık ve karaciğerde hassasiyettir.
Klinik Tanı 
Kan ve kan ürünleri ile kontaminasyon, özellikle diyaliz hastası olmak, sık sık kan transfüzyonu, idrar renginin koyulaşması, aşırı hâlsizlik ve sarılık belirtileri klinik tanıda önemli bulgulardır. 

Kesin tanı, etkene karşı oluşan antikorların (Anti-HCV) kan serumunda görülmesi ile konur. Karaciğer fonksiyon testleri ve bilirubin yüksektir. 


Tedavi ve Bakım 
Akut dönemde, 6 aya kadar semptomatik ve karaciğeri destekleyici tedavi uygulanır. Kronik hastalar mutlaka düzenli olarak doktor kontrolüne gitmelidir. Kronik Hepatit C tedavisinin, virüsü ortadan kaldırmak, karaciğer hasarını ve siroz gelişimini engellemek gibi başlıca iki amacı vardır. 

Karaciğerde virüsler çoğaldığı takdirde, hekim tarafından antiviral tedaviye başlanır. Doktora danışmadan ilaç kullanılmamalıdır. Alkol alınmamalıdır. Hastalığın özel bir diyeti yoktur. Bununla birlikte; karbonhidrat, vitamin ve mineralden zengin ve düşük yağ içerikli diyet, karaciğer için yararlı olur. Eğer çok şiddetli kusmalar varsa ve ağızdan besin alınamıyorsa damar yolu ile beslenme gereklidir.
Komplikasyonlar 
Siroz ve karaciğer kanseri, başlıca komplikasyonudur. 


Korunma 
  •  Hepatit C nin halen aşısı yoktur. Bu nedenle bulaşma yollarına yönelik önlem almak çok önemlidir. 
  •  Enfeksiyonlu kişilerin kanları ile bulaşmış, jilet, ustura, makas, tırnak makası, diş fırçası, temizlik kâğıtları gibi kişisel eşyalar kullanılmamalıdır 
  •  HCV’nin cinsel yolla geçişi çok nadir olmasına karşın, önlem olarak prezervatif kullanılmalıdır. 
  •  Dövme, piercing gibi girişimlerin riskli olduğu bilinmelidir. 
  •  Eğer Hepatit C taşıyıcılığı veya hastalığı var ise tıbbi bir girişim öncesi doktora mutlaka haber verilmelidir. 
  •  Hepatit C taşıyıcılığı ve ya hastalığı olanlar, kan ve organ bağışında bulunamazlar. 
  •  Hasta/taşıyıcı olanların düzenli olarak doktor kontrolüne olması önemlidir. Çok geç kalındığında tedavinin başarısız olabileceği unutulmamalıdır.

5 Ocak 2019 Cumartesi

Ocak 05, 2019

HIV (Human Immune Deficiency Virüs /AIDS Virüsü)

 HIV (Human Immune Deficiency Virüs /AIDS Virüsü)


→80-120 nm boyutlarında, tek iplikli, zarflı, retro virüs grubuna dâhil bir RNA virüsüdür.
→Yapısında RNA virüsünden DNA sentezi yapan revers transkriptaz ve integras enzimi bulunur. HIV, bir retro virüs olduğu için sürekli genetik yapısını değiştirir. 
→Ultraviole ışınlarına dirençli, % 70’lik alkol, sabun ve çamaşır suyuna (% 0,5 hipoklorit) duyarlıdır. Klorlanmış havuz suyunda 15-20 dakikada ölür. 56oC’deki sıcaklığa 30 dakika dayanır. Virüs, kuru ve liyofilize şekillerde oldukça dayanıklıdır. 



Antijenik Yapısı 
  • Çekirdek antijeni (p24 antijeni): Serolojik testlerde kullanılan önemli bir antijendir.  
  • Zarf antijeni (gp 160 antijeni): Glikoprotein yapısındadır. İki kısımdan oluşur. Bunlar yüzeyde serbest olarak bulunan gp 120 (surface = SU), yüzey ve membrana gömülü olarak bulunan gp 41 (transmembrane = TM ) glikoproteinleridir. Gp 120 HIV'in hücre yüzeyindeki reseptörlere tutunması ve birleşmesinde rol oynar. 





HIV, AIDS (acquired human ımmuno deficiency syndrome= kazanılmış bağışıklık yetmezliği sendromu) hastalığının etkenidir. 


Teşhis Yöntemleri  
İnceleme Örnekleri 
  • Serolojik analiz veya virüs saptanması için rutin olarak venöz kan örneği alınmalıdır.  
  • Periferik kan mononükleer hücrelerinde virüs izolasyonu için heparinli veya EDTA ile muamele edilmiş kan örneğinin alınması gereklidir. HIV ayrıca plazma, serum, BOS, tükürük, gözyaşı, süt, idrar, genital salgı gibi vücut sıvılarından veya infekte doku örneklerinden de izole edilir. Her türlü klinik örneğin alınmasında ve işlemin uygulanması sırasında standart önlemlere uyulmalı, eldiven giyilmelidir.  
  • Serolojik testler için alınan plazma, serum ve diğer vücut sıvıları 200C veya -700C’de saklanmalıdır. Eğer daha sonra örnekte virüs veya viral antijen aranacaksa örneklerin -700C’de saklanması gerekir. 
  • Virüs izolasyonundan iyi sonuç almak isteniyorsa örnek alındıktan hemen sonra çalışılmalıdır.  



Seroloji: 
Virüsün kültürde üretilmesi zor olduğundan ve güvenilir, çabuk sonuç alınması yönünden tanıda en fazla ELISA yöntemi kullanılır. ELISA ile antikorların tespitine yönelik tarama testi yapılırken bazen yalancı pozitif sonuçlar elde edildiğinden kesin teşhis için western blot doğrulama testi yapılır.




10 Aralık 2018 Pazartesi

Aralık 10, 2018

Adeno-Rota Virüs Testi

Adeno Rota Virüs Testi

Adenoid dokuda keşfedilen Adenovirüsler; faranjite, farma konjuktival ateşe ve zatürreye sebep olabilir. 5 yaşın altındaki çocuklarda görülen akut solunum hastalığının % 5'inden, bebeklerde görülen zatürrenin % 10'undan sorumludur. Akut gastroenterit olan çocuklarda bakılan gaitanın % 4-14'ünde Adenovirüs tespit edilmiştir.













Rotavirüs, çocuklarda görülen ishale en çok neden olan bir virüstür.  Virüs, ince bağırsağa yerleşerek, çok şiddetli ishal ve kusmayla ortaya çıkar. İleri derecede sıvı kaybı, böbrek yetmezliğine hatta ölümlere bile sebep olur. Özellikle pediatri kliniklerinde yayıldığında kontrol etmek zordur. Erken ve güvenilir tespit Rota virüslerin ileri enfeksiyonlarını önlemede büyük önem taşır.

Amaç 
Gaitada Adenovirüslerin ve/veya Rotavirüslerin kalitatif olarak tespit edilmesidir. 
Prensip 
Bu test, tek basamaklı immunokromotografik yan-akış testidir. Her iki virüse karşı yöneltilmiş monoklonal antikorlar kendi kendilerine Rota virüse özel; kırmızı ya da Adenovirüse özel; mavi lateks partiküllere karşı bağlanır. İki patojene karşı diğer özel antikorlar sıkıca membrana bağlanır. Gaita numunesi ekstrasyon bufer ile karıştırılıp çöktürülür. Temiz sıvı süpernatant test kasedi üzerine alınır. Numune antijene bağlı latex partikülle kasete geçer. Eğer test pozitif ise özel yakalama bandına bağlanır. 

Araç ve Gereçler 
  • Test kaseti 
  • Kullanıma hazır dilüent (Extrasyon bufer) 
  • Tek kullanımlık pipet  
  • Gaita süspansiyonu için test tüpleri 
  • Karıştırıcı 
  • % 0.5 sodyum hipoklorit solüsyonu içeren atık kabı 



Teknik 
  • 1 ml dilüent, test tüpüne konur. 
  • Gaitadan bir miktar alınıp dilüentin içine konur. 
  • Numune iyice homojen hale getirilir. Temiz bir süpernatant oluşana kadar 3 dakika beklenir. 
  • Test kasetleri, oda sıcaklığına getirilir. 
  • Test başlamadan hemen önce test kaseti, poşetinden çıkarılıp düz bir zemin üzerine yerleştirilir. 
  • Pipet ile 4 damla karışım kasetin numune gözüne (S harfi yazan bölüme) damlatılır. 
  • Cihazın numuneyi emmesi beklenir. 


Testin Değerlendirilmesi 
  • Test sonucu, 5 dakika sonra değerlendirilir. 
  • Sonuç penceresinde “C” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi yeşil ve “A” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi mavi renk Adenovirüs pozitifi gösterir. 
  • Sonuç penceresinde “C” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi yeşil ve “R” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi kırmızı renk Rotavirüs pozitifi gösterir. 
  • Sonuç penceresinde “C” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi yeşil, “A” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi mavi ve “R” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi kırmızı renk Adenovirüs ve Rotavirüs pozitifi gösterir.
  • Sonuç penceresinde “C” harfi üzerinde kalan bölümde yer alan tek çizgi yeşil, Adenovirüs ve Rotavirüs negatifi gösterir.
  • Test edilen gaita örneğinin fazla olması, sonuç penceresindeki üç bölümde de spesifik bant renklerinin yerine kahverengi rengin oluşmasına neden olur. (Bir anlamı yoktur, daha az miktarda gaita ile test tekrar edilmelidir.)
  • Hiçbir bantda herhangi bir renk görülmez ya da yukarıda tarif edilen, şekillerde gösterilen kombinasyonlardan farklı renkler olursa bir anlam ifade etmez ve değerlendirilmez.
  • Banttaki renk değişimi 10 dakika ya da daha sonra olursa bir anlam ifade etmez ve değerlendirilmez.

Testin Yapılışında Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar 
  • Test kaseti 2-30 oC'de saklanabilir. Dondurulmamalıdır. 
  • Test kasetleri ve numune kullanmadan önce oda sıcaklığına getirilmelidir. 
  • Miadı geçen kasetler kullanılmamalıdır. 
  • Buffer solüsyonu sodyum azid içerdiğinden deriye temasından sakınılmalıdır. 
  • Numuneler eldiven giyilerek çalışılmalı ve test bittiği zaman eller yıkanmalıdır. 
  • Test çalışılırken sigara içilmez, herhangi bir şey yenilip içilmez. 
  • Gaita numuneleri hiçbir katkı maddesi olmayan temiz bir kaba konur.


  
INSTAGRAM

31 Ekim 2018 Çarşamba

Ekim 31, 2018

Virüsler

VİRÜSLER

Virüs Latince zehir sözcüğünden türemiştir; sıfat hâli viraldir. Virüsleri inceleyen bilim dalı viroloji, bu dalda çalışan bilim insanlarına da virolog denilmektedir.

Genel Özellikleri
Virüs, bakterilerden küçük olan ve konak olarak canlı organizmaları kullanabilen parazit nitelikli enfeksiyon ajanlarının genel adıdır. Virüsün yapısı dışta bir protein kılıf ve içinde nükleik asitten meydana gelir. Herhangi bir organeli ve enzimleri olmadığı için normal bir hücre gibi yaşamlarını sürdürebilmeleri olanaksızdır.

Yaşamsal faaliyet gösterebilmek için mutlaka canlı bir hücreye girmeleri gerekir. Virüsler, hücre dışında çoğalamadıklarından zorunlu hücre içi parazitlerine benzer ama parazitlerden farklı olarak virüsler gerçek organizma sayılmaz. Virüslerin hücre zarı ve kendi metabolizmaları yoktur. Hücre dışında ise kristal hâlde bulunurlar. Hücre dışında cansız, hücreye girdiğinde ise bölünüp çoğaldıklarından dolayı canlı olarak kabul edilirler.

Virüsler, birçok hastalığa neden olur. Bunlara AIDS, grip ve kuduz örnek verilebilir. Bu tür hastalıkların tedavisi oldukça zordur çünkü antibiyotikler virüslere etki etmez ve az sayıda antiviral ilaç bulunmaktadır. Viral hastalıkları engellemenin en iyi yolu, bağışıklık geliştirmeye yarayan aşılardır.

Morfolojik Özellikleri
Virüsler küre, çubuk veya elips şeklinde olup bulundurdukları nükleik asit tek çeşittir. Yani ya sadece DNA ya da sadece RNA bulundururlar. Aynı zamanda çok spesifiktirler, sadece belirli hücrelere girerler. Bir kuduz virüsü sadece beyin hücrelerine, uçuk virüsü sadece ağız civarındaki epitel doku hücrelerine, bir bakteriyofaj sadece belirli bakteri türlerine, AIDS virüsü sadece kandaki akyuvar hücrelerine girer. Ökaryotik ve prokaryotik hücreler virüsler tarafından enfekte edilebilir. Bakterileri enfekte eden virüsler, bakteriofaj veya kısaca faj diye adlandırılır. 
Bir bütün virüs taneciğine virion denir. Virüsler proteinden yapılmış bir kılıf ile bu kılıfın içinde bulunan genetik maddeden meydana gelmiştir. Genetik madde DNA veya RNA molekülünden sadece birini kapsar ve buna genom denir. Genomu nükleik asitler oluşturur. Nükleik asitlerin görevi, virüslerin yaşamaları ve hastalık yapma yeteneklerini sağlamaktır.
Genetik maddenin etrafındaki protein kılıfa kapsid adı verilir. Kapsid, kapsomer denen alt ünitelerden meydana gelmiştir. Kapsit, viral genom tarafından kodlanan proteinlerden oluşur, şekli ise virüsün morfolojik ayrımında kullanılır. Kapsidin görevi, nükleik asiti korumak ve hücre içine girmesini kolaylaştırmaktır.
Virüsler, protein sentezi yapamaz. Çünkü protein sentezi için gerekli olan enzimleri ve ribozomları yoktur. Hücrede bulunan ters transkripsiyon enzimi, nükleik asitlerin hücreye aktarılması için hücre zarını eritmeye ve DNA’nın RNA’ya, RNA’nın da DNA’ya dönüşmesini sağlar.

Virüslerin Çoğalmaları
Virüs hücre bölünmesiyle çoğalamaz çünkü hücresel bir yapıya sahip değildir. Konak hücrenin metabolizması ve mekanizmasını kullanarak kendini kopyalar. Virüsler için en uygun yerler 30-35 °C sıcaklık ve pH’ı 6-8 olan ortamlardır.

Virüs, hücreye tutunduğunda ilk önce hücrenin zarını eritir. Daha sonra bu delikten içeriye kendi nükleik asidini akıtır. Hücreye giren virüs nükleik asidi derhâl yönetimi ele geçirerek hücreyi kendi hesabına çalıştırmaya başlar. İlk önce kendi nükleik asitlerinin kopyalarını, arkasından da protein kılıflarını sentezlettirir. Daha sonra bunları birleştirerek yüzlerce virüs oluşmasını sağlar. Hücre içindeki virüsler hücreyi patlatarak dışarı çıkar ve yeni hücrelere saldırırlar.