Microbiology Laboratory Turkey

Mikrobiyoloji Ile Ilgili Tüm Konuların Kısa ve Öz Anlatımları. Microbiology Lab Information.

Bu Blogda Ara(SEARCH)

MicroLab

microorganism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
microorganism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2018 Perşembe

Aralık 13, 2018

Gaitada Gizli Kan

GAİTADA GİZLİ KAN ARAŞTIRMASI

Diğer Adı ve Kısaltmalar: 
Gaitada Gizli Kan, GGT, OBT (Eng.) 
Kullanım Amacı: 
Gastrointestinal sistemin herhangi bir noktasından kaynaklanan kanama olup olmadığının belirlenmesini sağlar. En çok kansızlık sebebinin araştırılması sırasında veya kalın bağırsak kanseri taraması amacıyla kullanılır.


Genel Bilgiler:
➤Hastanın gözle yaptığı kontrolde belirleyemediği, ancak kimyasal değerlendirme ile tespit edilebilen kanamaya “gizli kanama” adı verilir. Sağlıklı bir yetişkinde günlük olarak dışkı ile kaybedilen kan miktarı 0,5– 1,0 mL kadardır. Dışkıyla günde 2 mL’den fazla kan kaybedilmesi patolojik bir durum olarak kabul edilir. Gastrointestinal sistem kanamalarının çıplak gözle görünüp görünmemesi, kanamanın miktarına ve kaynaklandığı noktaya bağlıdır. Mide kaynaklı bir kanama günlük 200 mL’den, çekum kaynaklı bir kanama günlük 150 mL’den daha yüksek miktarda olduğunda gözle görünür hale geldiği halde, rektosigmoid bölgeden kaynaklanan kanamaların gözle görünür hale gelmesi için günlük kanama miktarının 5-30 mL arasında olması yeterli olabilir. Anüs çevresinde meydana gelen bir kanama ise günlük 1 mL’den az olsa bile gözle görülebilir. Günlük 100 mL’yi aşan üst gastrointestinal sistem kaynaklı kanamalar, çoğu zaman gaitanın renginin koyulaşmasına yol açar. Kaybedilen miktarın fazla olması durumunda gaita siyah, zifte benzer bir görünüm kazanabilir. Alt gastrointestinal sistem kaynaklı kanamalarda ise dışkının rengi kanamanın anüse yakınlığına ve miktarına bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, miktarının fazla olması halinde kan çoğu zaman kırmızı rengini muhafaza eder. 


➤Guaiac, ortotoluidin, ortodinisidine ve benzidin gibi indikatörleri kullanan kimyasal metotlarla ve immunokimyasal metotlarla yapılan taramalarda 10 mL’den çok daha düşük miktarlardaki kanamaların tespit edilebilmesi mümkündür. Gaitada gizli kan araştırması amacıyla geçmişte çok çeşitli metodular kullanılmış olmakla birlikte günümüzde en yaygın olarak guaiac metodu ve immunokimyasal metot kullanılmaktadır. 


Guaiac Metodu, çeşitli modifikasyonlarla yeterli seviyede sensitif bir test haline getirilmiş olsa da, hem grubunun peroksidaz benzeri aktivitesini (psödoperoksidaz) belirlemeye dayalı bir test olduğundan spesifitesi düşüktür. Bu yöntem, intakt hemoglobine ve aynı zamanda serbest hale gelmiş hem grubuna duyarlı olmanın yanı sıra, peroksidaz aktivitesine sahip bütün moleküllerden ve yiyeceklerden de etkilenir. Bu nedenle testin uygulanmasından önceki birkaç gün boyunca kırmızı et, turp, şalgam, lahana, karnabahar, brokoli, elma, muz ve kantalup gibi peroksidaz özelliği olabilen ve bu nedenle de test sonucunun yalancı pozitif olmasına sebep olabilecek gıdalardan sakınılması gerekir. Demir tedavisi uygulanmakta olan hastalarda da test sonucu yalancı pozitif bulunur. Buna karşılık bol narenciye tüketimi ve C vitamini alınması test sonucunun yalancı negatif bulunmasına sebep olabilir.

➤İmmunokimyasal metotlar ise hem grubuna değil, globin zincirinin antijenik özelliğine duyarlıdır. Bu niteliği nedeniyle alt gastrointestinal sistem kanamalarının belirlenmesi açısından yüksek spesifiteye sahip olmanın yanı sıra aynı zamanda yüksek sensitiviteye de sahiptir. Buna karşılık üst gastrointestinal sistem kanamalarında, gastrointestinal kanal boyunca hareketi sırasında sindirim enzimlerinin ve diğer kimyasal faktörlerin etkisine maruz kalan globin zincirlerinin antijenik özelliklerini kaybetmesi mümkündür. Bu sebeple alt gastrointestinal sistem kaynaklı kanamaların sensitif ve spesifik olarak belirlenmesini sağlayan bu metodun sensitivitesi, üst gastrointestinal sistem kaynaklı kanamalar için aynı derecede yüksek olmayabilir. İmmunokimyasal metotların test öncesinde özel bir diyet uygulaması gerektirmemesi, kolorektal kanserlerin erken teşhisini hedefleyen tarama çalışmaları açısından üstünlük sağlar. 

➤Kolorektal kanserlerin, her iki cinsiyet grubunda da yaşam kaybına sebep olan kanser türleri arasında 3. sırada olması, bu grup kanserlerin erken teşhisine yönelik araştırmaların önemini artırmaktadır. Sensitivite ve spesifitesi nispeten düşük olsa da kolorektal kanserlerin taraması amacıyla, 50 yaşından sonra yılda en az bir kere uygulanması tavsiye edilmektedir. Ailevi yatkınlığı olanların bu testi daha erken yaşlarda yaptırmaya başlamaları önerilmektedir. Kolorektal kanserlerin taranması amacıyla yapılan taramalarda, testin üç ayrı zamanda alınan gaita örnekleri kullanılarak tekrarlanmasının testin duyarlılığını artıracağı bildirilmektedir.

Test Sonucunun Yorumu: 
➤Test sonucunun pozitif bulunması gastrointestinal sistemin herhangi bir noktasında kanama olduğunu gösterir. Ancak sonucun yorumlanması sırasında kullanılan metodun da dikkate alınması gerekir. Kimyasal metotlar gastrointestinal sistemin tamamından kaynaklanan kanamalar için hassas olduğu halde, immunokimyasal yöntemlerin sensitivitesi alt gastrointestinal sistem kanamaları için yüksektir. Kullanılan metodun sensitif olması kadar spesifik olması da büyük önem taşır. Çünkü “pozitif” test sonucu karşısında, kanamanın kaynağının belirlenmesi amacıyla, endoskopik ve gerekirse radyolojik yöntemler kullanılarak gastrointestinal sistemin taranması amacıyla, zaman ve harcama gerektiren araştırmalara yönelinmesi gerekecektir. 


➤İngiltere’de yaşı 50–69 arasında değişen 271,646 sağlıklı kişinin katıldığı bir kolorektal kanser taramasında, gaitada gizli kan testi sonucunun pozitif bulunma sıklığının %1,9 olduğu, kolonoskopi uygulamasını kabul eden kişilerin %38 kadarında polip, %13 kadarında ise kolon kanseri tespit edildiği, testin pozitif prediktif değerinin kanser için %10,9, adenom için ise %35 olduğu belirlenmiştir.

Numune: 
Gaita örneği, temiz, ağzı kapaklı kap içinde getirilmelidir. Test kolon kanseri taraması amacıyla kullanılıyorsa, hastalar testin uygulanmasından önceki 3 gün boyunca, liften zengin bir gıda rejimi uygulamalıdır. Bol sebze, meyve ve salata, kuruyemiş yenmesi, mevcut olması halinde kanseröz dokulardan kanama olmasını kolaylaştıracak ve dolayısıyla teşhise yardımcı olacaktır. Kimyasal metotlar kullanılacaksa, test öncesi 3 gün içinde et ve et ürünü yenmemiş olmalı, turp, şalgam, lahana, karnabahar, brokoli, elma, muz ve kantalup gibi peroksidaz özelliği olabilen gıdaları içermeyen bir diyet uygulanmalıdır. Ağızdan C vitamini alınması kimyasal reaksiyonları baskılayıcı bir etki meydana getirebildiğinden, test öncesi üç gün boyunca C vitamini alınmamış olmalıdır. İmmunokimyasal yöntemler kullanılıyorsa, bu kısıtlamalara gerek yoktur. 
  • Kadınlarda menstruasyon döneminde kontaminasyon olasılığına izin vermemek için mümkünse testin uygulanmasını geciktirmekte yarar vardır. Aynı şekilde, ishali olan hastaların da test için örnek almayı ishalin ortadan kalkmasından ve bağırsak hareketlerinin normale dönmesinden sonraki döneme ertelemeleri önerilir. 
  • Eğer test, gaitadaki renk değişikliğinin kanama ile ilişkili olup olmadığını değerlendirmek için yapılıyorsa, yukarıdaki kısıtlamalara uyulması gerekli değildir.

Çalışma Yöntemi: Guaiac reaksiyonu, immunokimyasal metot. 
Referans Değer: Negatif


INSTAGRAM


8 Aralık 2018 Cumartesi

Aralık 08, 2018

Plasmodium falciparum

Plasmodium falciparum


Plasmodium falciparum demonstrates no selectivity in host erythrocytes, i.e. it invades young and old RBCs cells.  The infected red blood cells also do not enlarge and become distorted.


• Multiple sporozoites can infect a single erythrocyte, and show multiple infections of cells with small ring forms. 
• The trophozoite is often seen in the host cells at the very edge or periphery of cell membrane at accole position. 
• Occasionally, reddish granules known as Maurer’s dots are observed  
• Mature (large) trophozoite stages and schizonts are rarely seen in blood films, because their forms are sequestered in deep capillaries, liver and spleen. 
• Peripheral blood smears characteristically contain only young ring forms and occasionally crescent shaped gametocytes. 

Epidemiology  
 P.falciparum occurs almost exclusively in tropical and subtropical regions. Weather (rainfall, temperature & humidity) is the most obvious cause of seasonality in malaria transmission. To date, abnormal weather conditions are also important causes of significant and widespread epidemics. Moreover, drug-resistant infection of P.falciparum is the commonest challenge in many parts of the world. In Ethiopia, even though all the four species of plasmodium infecting man have been recorded, P.falciparum is the one that most causes the epidemic disease and followed by vivax and malariae. P.ovale is rare. Infection rates in Ethiopia are 60%, 40%, 1%, and <1% for P. falciparum, P. vivax, P. malariae, and P. ovale, respectively. 

Clinical Features   
Of all the four Plasmodia, P. falciparum has the shortest incubation period, which ranges from 7 to 10 days. After the early flu-like symptoms, P.falciparum rapidly produces daily (quotidian) chills and fever as well as severe nausea, vomiting and diarrhea.  The periodicity of the attacks then becomes tertian (36 to 48 hours), and fulminating disease develops.  Involvement of the brain (cerebral malaria) is most often seen in P.falciparum infection.  Capillary plugging from an adhesion of infected red blood cells with each other and endothelial linings of capillaries causes hypoxic injury to the brain that can result in coma and death.  Kidney damage is also associated with P.falciparum malaria, resulting in an illness called “black water” fever. Intravascular hemolysis with rapid destruction of red blood cells produces a marked hemoglobinuria and can result in acute renal failure, tubular necrosis, nephrotic syndrome, and death.  Liver involvement is characterized byabdominal pain, vomiting of bile, hepatosplenomegally, severe diarrhea, and rapid dehydration. 

Treatment 
Because chloroquine – resistant stains of P.falciparum are present in many parts of the world, infection of P.falciparum may be treated with other agents including mefloquine, quinine, guanidine, pyrimethamine – sulfadoxine, and doxycycline.  If the laboratory reports a mixed infection involving P.falciparum and P.vivax, the treatment must eradicate not only P.falciparum from the erythrocytes but also the liver stages of P.vivax to avoid relapses provided that the person no longer lives in a malaria endemic area.

INSTAGRAM

1 Aralık 2018 Cumartesi

Aralık 01, 2018

VDRL TEST

VDRL TEST 

Venereal Disease Research Laboratory (VDRL) Test is a slide flocculation test employed in the diagnosis of syphilis. Since the antigen used in this test is cardiolipin, which is a lipoidal extracted from beef heart, it is not a specific test. This test is also classified as non-specific or non-treponemal or standard test. The antibodies reacting with cardiolipin antibodies have been traditionally (but incorrectly) termed “regain”.


Principle: Patients suffering from syphilis produce antibodies that react with cardiolipin antigen in a slide flocculation test, which are read using a microscope. It is not known if the antibodies that react with cardiolipin are produced against some lipid component of Treponema pallidum or as a result of tissue injury following infection. 

Requirements: Patient’s serum, water bath, freshly prepared cardiolipin antigen, VDRL slide, mechanical rotator, pipettes, hypodermic syringe with unbeveled needle and microscope. Known reactive and non-reactive serum controls are also required. 

VDRL antigen: The cardiolipin antigen is an alcoholic solution composed of 0.03% cardiolipin, 0.21% lecithin and 0.9% cholesterol. The cardiolipin antigen must be freshly constituted each day of test. The working antigen is a buffered saline suspension of cardiolipin. 

VDRL slide: This is a glass slide measuring 2 X 3 inch with 12 concave depressions, each measuring 16 mm in diameter and 1.75 mm deep. 

Procedure: Patients’ serum is inactivated by heating at 56o C for 30 minutes in a water bath to remove non-specific inhibitors (such as complement). The test can be performed both qualitatively and quantitatively. Those tests that are reactive by qualitative test are subjected to quantitative test to determine the antibody titres. 

Qualitative test: 0.05 ml of inactivated serum is taken into one well. 1/60th ml (or 1 drop from 18 gauge needle) of the cardiolipin antigen is then added with the help of a syringe (unbeveled) to the well and rotated at 180 rpm for 4 minutes. Every test must be accompanied with known reactive and non-reactive controls. The slide is then viewed under low power objective of a microscope for flocculation. The reactive and non-reactive controls are looked first to verify the quality of the antigen. Depending on the size the results are graded as weakly reactive (W) or reactive (R). Reactive samples are then subjected to quantitative test. 

Qualitative test: this is performed to determine the antibody titres. The serum is doubly diluted in saline from 1in 2 to 1:256 or more. 0.05 ml of each dilution is taken in the well and 1/60 ml of antigen is added to each dilution and rotated in a rotator. The results are then checked under the microscope. The highest dilution showing flocculation is considered as reactive titre. Sometimes, due to very high level of antibodies in the serum (prozone phenomenon) the qualitative test may be non-reactive. If the clinical findings are strongly suggestive of syphilis, a quantitative test may be directly performed on the serum specimen. 

CSF VDRL: VDRL test may also be performed on CSF samples in the diagnosis of neurosyphilis. Quantitative VDRL is the test of choice on CSF specimens. However, there are some variations in this test. The antigen is diluted in equal volumes with 10% saline, CSF must not be heated (or inactivated), the volume of antigen solution taken is 0.01 ml (or 1 drop from 21 gauge needle) and rotation time is 8 minutes. Rest of the procedure remains same. 

Significance of VDRL test: VDRL test becomes positive 1-2 weeks after appearance of (primary lesion) chancre. The test becomes reactive (50-75%) in the late phase of primary syphilis, becomes highly reactive (100%) in the secondary syphilis and reactivity decreases (75%) thereafter. Treatment in the early stages of infection may completely suppress production of antibodies and result in non-reactive tests. Effective treatment in the primary or secondary stages results in rapid fall in titre and the test may turn non-reactive in few months. Treatment in latent or late syphilis has very little effect on the titre and the titres may persist at low levels for long periods. Since the titre falls with effective treatment, it can be used for assessment of prognosis. VDRL test is more suitable as a screening agent than a diagnostic tool. 

VDRL test is also helpful in the diagnosis of congenital syphilis. Since passively transferred antibodies through placenta may give false reactive test in serum of the infant, a repeat test after a month showing no increase in titre may help rule out congenital syphilis

Since the test employs a non-treponemal antigen, there are many chances of false positive results. False positivity (other than technical) may be due to physiological of pathological conditions. These are called biological false positives (BFP). If the remain positive for less than 6 months it is considered acute and they remain positive for longer than 6 months it is called chronic BFP. The physiological reasons for BFP include pregnancy, menstruation, repeated blood loss, vaccination, severe trauma etc while the reasons for pathological BFP include malaria, infectious mononucleosis, hepatitis, relapsing fever, tropical eosinophilia, lepromatous leprosy, SLE, rheumatoid arthritis etc.

A reactive VDRL test does not necessarily imply that the person is syphilitic. The diagnosis must be made in conjunction with clinical findings. Any reactive VDRL test must be confirmed with a specific or treponemal test such as TPHA, FTA-ABS test. 




INSTAGRAM

26 Kasım 2018 Pazartesi

Kasım 26, 2018

Giemsa Staining

Giemsa Stain Protocol

May Grunwald - Giemsa or Wright - Giemsa combination used in the form. Giemsa stain used to stain tissue, microbiology more invasive eukaryotes cells (nucleus and organelles which noise and so on. Cells) is used to indicate the presence. Particularly leukocytes, erythrocytes, platelets and interference is used to distinguish the nucleus and cytoplasm morphology. One of the main areas of staining of blood smear Plasmodium spp in order to search for suspected malaria. Detailed examination of the cells used in hematology (blood smear etc).


➤Preparat 10 drops "A- May-Grünwald solution" with the veil. After 3 minutes, proceed to the next step of the bulk reagent. 
10 drops onto the reagent 
➤Preparat "buffer working solution" Add. Mix reagents with blow or two small oscillations. 6 minutes then remove the reagent shake off the slide. 
➤Preparat the "Soak buffer working solution" container. After 1 minute, remove the slides in and out of the reagent by shaking. 
➤Preparat the "Giemsa working solution" submerge the container. After 20 minutes, remove the slides in and out of the reagent by shaking. 
➤To air dry and examine the immersion microscope objective. The dewatering of the tissue sections, clean, inspect and synthetic resin covering the microscope. 



  • Spreading air dried. 
  • May-Grünwald waited a minute or pouring Wright. 
  • Washed with distilled water.
  • Giemsa (10 cc water and 15 drops and folds account), seven minutes is poured. 
  • Pouring paint is left in an upright position for drying.




NOTE: Please note the dyeing time as the initial prospectus. Do the duration of each stage according to the result in your later work differently to reduce or increase. Each stage in the prospectus, noting the amount of time you get a visual result that you find the most suitable according to your habits, you can make the corresponding painting. 







15 Kasım 2018 Perşembe

Kasım 15, 2018

Mikrobiyoloji Laboratuvarında Çalışma Kuralları

Mikrobiyoloji Laboratuvarında Çalışma Kuralları

Mikrobiyoloji laboratuvarında çalışma konusu mikroorganizmalardır. Mikroorganizmaların bir kısmı hastalık yapıcı özelliğe sahiptir. Laboratuvar çalışmalarında çalışma kurallarına uyulmadığı takdirde bu mikroorganizmalar önce çalışana, daha sonra da çevresindeki insanlara bulaşabilir.
Mikrobiyoloji laboratuvarında çalışan kişilerin ilk hedefi, kendilerini olabilecek bulaşmalardan korumaktır. Bu amaçla aşağıda sayılmış olan önlemlerin alınmış olması ve çalışma kurallarına uyulması gerekmektedir:
➤Laboratuvar havası toz içermemelidir.
➤Laboratuvara çamurlu veya tozlu ayakkabı ile girilmemeli, mümkünse ayakkabılar temizlenmeli veya dışarıda bırakılmalı ve temiz bir ayakkabı giyilmelidir.
➤Laboratuvara girerken beyaz (veya diğer renkte) bir önlük giyilmeli, çalışma bittikten sonra da çıkarılmalı ve laboratuvarda özel yerine asılmalıdır. Önlük dışarı çıkarılmamalıdır.
➤Laboratuvara özel eşya (palto, kitap, defter, vs.) ile girilmemelidir.
➤Laboratuvara yemek getirmek, laboratuvarda yemek yemek, sakız ve çiklet çiğnemek, ıslık çalmak, sesli konuşmak, şarkı söylemek gibi davranışlar doğru değildir. Çay ve sigara da içilmemelidir.
➤Laboratuvar masalarının üzerine oturulmamalıdır.
➤Laboratuvara ziyaretçi sokulmamalıdır. Eğer zorunluluk varsa, ayakkabılarının üzerine galoş geçirilmeli ve onunla laboratuvara girilmelidir.
➤Çalışma masalarının üzeri, çalışmaya başlamadan önce ve çalışma bittikten sonra dezenfektan bir madde ile silinmelidir (%0.5 formol, %5 lizol, vs.).
➤Çalışma masasının üzerinde, gereksiz eşya bulundurulmamalıdır.
➤Çalışırken elleri ağza, buruna, yüze veya göze sürmemeli ve kalem, kâğıt, iplik, etiket vs. ağza götürülmemelidir.
➤Mikroorganizma içeren tüp veya petri kutuları ağzı açık olarak masa üzerine bırakılmamalıdır.
➤Gömlek ceplerine sıvı veya katı kültür ihtiva eden tüp veya petri kutusu konulmamalıdır.
➤Ekim yaparken veya çalışırken pencereler kapalı olmalı, konuşulmamalı, lüzumsuz el kol hareketleri yapılmamalıdır.
➤Etrafa mikroplu bir madde sıçrayınca veya kültür tüpleri kırılınca, üzeri dezenfektan bir maddeye batırılmış pamukla örtülmeli ve uygun bir etki süresinden sonra toplanarak alınmalıdır. Böyle durumlarda laboratuvar sorumlusuna hemen haber verilmelidir.
➤Çalışma bittikten sonra kullanılmış tüp, pipet, kâğıt, pamuk vs. malzemeler kendilerine ait kaplara konulmalıdır.
➤Kullanılan lâm ve lâmeller, içinde dezenfektan bir madde bulunan özel kaplara veya kavanozlara konulmalıdır.
➤Öze veya iğneler kullanılmadan önce iyice sterilize edilmeli (yakılmalı), soğuduktan sonra kullanılmalı ve tekrar yakıldıktan sonra yerine konulmalıdır.
➤Çalışma bittikten sonra eller önce sabunlu su ile yıkanmalı ve sonra dezenfektan bir madde ile dezenfekte edilmelidir.
➤Pipetlerin steril olması ve ağıza gelen kısmında pamuk bulunması gereklidir. Pamuksuz olanlar, kâğıt sargısından ucu dışarı çıkanlar ve kâğıt sargısı açık olan pipetler kullanılmamalıdır. En iyisi manuel çalışan (yarı otomatik) pipetler tercih edilmelidir.
➤Pipetle tehlikeli sıvı çekerken pamuğa kadar çekilmemeli ve arada 6–7 cm’lik bir güvenlik boşluğu bırakılmalıdır. En iyisi puar kullanılmasıdır.
➤Çalışmanın özelliğine göre steril kabin kullanılmalıdır.
➤Sterilitesinden şüphe edilen malzemeler kullanılmamalıdır.
➤Enfekte bir materyali havanda ezerken, başlık, gözlük, burun maskesi ve eldiven kullanılmalıdır.
➤Laboratuvarda kullanılan malzeme ve maddelerin kırılmaması, bozulmaması için gerekli özen ve tedbirler alınmalıdır.
➤Mikroskop, pH metre, terazi, su banyosu, santrifüj gibi sık kullanılan araçlar dikkatli kullanılmalı, kullanılmadan önce ve sonra temizlenmelidir.
➤Etüv, buzdolabı ve dipfrize konacak tüp, petri kutusu vs. malzemelerin üzerine gerekli bilgiler okunaklı şekilde yazılmalı veya etiketlenmelidir. Silinmiş olanlar, içerisinde ne olduğu bilinmeyen kaplar imha edilmelidir.
➤Laboratuvardan ayrılırken gömlek, başlık, maske ve eldiven çıkarılmalı eldivenler dezenfektan içine, diğerleri ise sterilizasyon için kendilerine ait yerlere konulmalıdır.
➤Laboratuvarlarda sinek veya böcek bulunmamalıdır. Mikrop taşıyarak tehlikeli olabilir.
➤Çalışma bittikten sonra her şey yerine konulmalıdır. Hava gazı, elektrik, su ve vakum muslukları kapatılmalıdır.
➤Çalışırken dağınık olmamalı, temiz, derli toplu ve bilinçli olmalı ve aseptik koşullara azami derecede riayet edilmelidir.
➤Çalışma programı bir gün önceden veya laboratuvara girmeden önce hazırlanmalıdır.
➤Laboratuvardan dışarı herhangi bir tehlikeli kültür veya materyal çıkarılmamalıdır.
➤Yapılan bütün çalışmaların kayıtları doğru ve zamanında tutulmalıdır.


INSTAGRAM
FACEBOOK 
TWITTER

IMG_8811

14 Kasım 2018 Çarşamba

Kasım 14, 2018

Endospore Staining

Endospore Staining

Endospore production is a very important characteristic of some bacteria, allowing them to resist adverse environmental conditions such as desiccation, chemical exposure, extreme heat, radiation, etc. The identification of endospores is also very important for the clinical microbiologist who is analyzing a patient's body fluid or tissue-there are not that many spore-forming genera. In fact, there are two major pathogenic spore-forming genera.


Purpose:  
The endospore stain is a differential stain which selectively stains bacterial endospores.


How it works:
 Bacterial endospores are metabolically inactive, highly resistant structures produced by some bacteria as a defensive strategy against unfavorable environmental conditions. The bacteria can remain in this suspended state until conditions become favorable and they can germinate and return to their vegetative state. The primary stain applied is malachite green, which stains both vegetative cells and endospores.  Heat is applied to help the primary stain penetrate the endospore.    The cells are then decolorized with water, which removes the malachite green from the vegetative cell but not the endospore.  Safranin is then applied to counterstain any cells which have been decolorized.  At the end of the staining process, vegetative cells will be pink, and endospores will be dark green.  
(Note:  Endospore stains are performed on smears that have been heat-fixed.) 
Overview of endospore-staining process:


IMG_8811