Microbiology Laboratory Turkey

Mikrobiyoloji Ile Ilgili Tüm Konuların Kısa ve Öz Anlatımları. Microbiology Lab Information.

Bu Blogda Ara(SEARCH)

MicroLab

biology etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biology etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2019 Cumartesi

Ocak 26, 2019

Riketsiyalar (Riketsiya) (Rickettsia)

Riketsiyalar (Riketsiya)

Riketsiyalar küçük, Gram-negatif, kok veya çubuk şeklinde olup genişlikleri 0,3-0,7 mikrometre, uzunlukları da 1-2 mikrometredir. Bir istisna dışında zorunlu hücre içi paraziti olup konukçu hücre yokluğunda kültür edilememiştir. Bu nedenle bazı kaynaklarda virüs ve bakteri arası geçiş formu olarak bildirilmiştir.

Riketsiyaların Genel Özellikleri 
Riketsiyalar, insanlarda hastalıklara sebep olur.Tüm dünyada yaygın bulunmalarına karşılık farklı coğrafi bölgelerde değişik cinsleri bulunur. İnsanlara sindirim sistemlerinde parazit olarak yaşadıkları bit, pire, kene ve akar gibi eklembacaklılar tarafından bulaştırılır. 

Riketsiyaların sebep olduğu hastalıklara riketsiyoz adı verilir. Dünyanın değişik coğrafi bölgelerinde farklı riketsiyozlar görülür. Ülkemizin de yer aldığı Akdeniz Bölgesi’nde, Avrupa ve Afrika’da en sık Marsilya ateşi hastalığı görülür. Riketsiyozlar, ateşle seyreden klinik tablolara yol açar. En iyi bilinen türü Rickettsia ricketsii’dir. 



Riketsiyaların Virüs ve Bakterilerden Farkı 
Riketsiyaların yer aldığı gruptaki mikroorganizmalar, küçük olmaları ve gram boyama ile iyi boyanmamaları, ökaryotik hücrelerin sitoplazmalarında yaşamlarını sürdürebilmeleri nedeniyle önceleri virüs sanılmışlardır ancak yapısal olarak gram negatif çubuklara benzerlikleri, DNA, RNA, enzim, ribozom içermeleri ve antibiyotiklerle inhibe edilmeleri nedeniyle bakteriler sınıfında yer almıştır. Bu özellikleri ile virüslerden ayrılmaktadır. 

Riketsiyalar bakteriler gibi normal besiyerlerinde üretilemez. Zorunlu hücre içi paraziti oldukları için embriyolu yumurta sarısında, hücre kültürlerinde veya deney hayvanlarında üretilebilir. Bu özellikleri ile bakterilerden ayrılmaktadır.



INSTAGRAM

23 Ocak 2019 Çarşamba

Ocak 23, 2019

Plasmodium vivax

Plasmodium vivax

P.vivax is selective in that it invades only young immature erythrocytes. Infections of P. vivax have the following characteristics:  

• Infected red blood cells are usually enlarged and contain numerous pink granules or schuffner’s dots.  
• The trophozoite is ring-shaped but amoeboid in appearance.  
• More mature trophozoites and erythrocytic schizonts containing up to 24 merozoites are present.  
• The gametocytes are round 

Epidemiology
P. Vivax is the most prevalent of the human plasmodia with the widest geographic distribution, including the tropics, subtropics, and temperate regions. However, it is the second most prevalent in Ethiopia following P. falciparum.

Clinical Features 
After an incubation period (usually 10 to 17 days), the patient experiences vague flu-like symptoms, such as headache, muscle pains, photophobia, anorexia, nausea and vomiting. As the infection progresses, increased numbers of rupturing erythrocytes liberate merozoites as well as toxic cellular debris and hemoglobin in to circulation. In combination, these substances produce the typical pattern chills, fever and malarial rigors. These paroxysms usually reappear periodically (generally every 48 hours) as the cycle of infection, replication, and cell lyses progresses. The paroxysms may remain relatively mild or may progress to severe attacks, with hours of sweating, chills, shaking persistently, high temperatures (1030F to 1060F) and exhaustion. Since P.vivax infects only the reticulocytes, the parasitemia is usually limited to around 2 to 5% of the available RBCs.

12 Ocak 2019 Cumartesi

Ocak 12, 2019

HYMENOLEPIS NANA

HYMENOLEPIS NANA(DWARF TAPEWORM)


Morphology
Adult worm measures 1-3 cm in length. It is made up of head (scolex), neck and segmented body. The head carries four suckers and a rostellum armed with one row of hooks. The segments of the body are divided into mature and gravid segments. In the mature segment, there are three testes in the middle. 






Infective Stage And Mode Of Infection  
The egg, which is immediately infective when passed by the patient, is rounded, about 40 microns in diameter. It contains a six- hooked oncosphere within a rigid membrane (the embryosphere). This embryosphere has two polar thickening or knobs from which project 4-8 long, thin filaments called polar filaments.





Infection Takes Place By: 
1. Ingestion of egg with contaminated raw vegetables. 
2. Direct infection from a patient 
3. Auto infection: the eggs of H. nana are infective as soon as they are passed with feces by the patient. If the hands of the patient are contaminated by these eggs, she/he infects herself/himself again and again.



Pathogenecity
Light infections produce no symptoms. In fairly heavy infections, children may show lack of appetite, abdominal pain and diarrhea.


10 Ocak 2019 Perşembe

Ocak 10, 2019

İmmersion Objektifiyle İnceleme (İmmersiyon Yağı)

 İmmersion Objektifiyle İnceleme
(İmmersiyon Yağı)


İmmersiyon objektifi ile çalışmada preparat ile objektif arasına sedir yağı konur. Sedir yağının kırılma (refraksiyon) indeksi (1,535) lamınki ile yakın değerde olduğundan kondansatörden gelerek lamdan geçen ışınlar tekrar kırılmadan sedir yağından düz olarak geçerek objektiften içeri girerler. Eğer sedir yağı kullanılmazsa preparat ile objektif arasında hava bulunacaktır ki bunun kırma indeksi 1 olduğundan lamdan geçen ışık, objektife girmeden tekrar yanlara doğru kırılacak ve objektife az ışık girecektir. Bu da iyi ve net bir görüntü sağlamaz. Sedir yağı kullanılınca çok daha aydınlık bir saha elde edilir. Sedir yağı gibi kullanılabilecek diğer sıvılar arasında balsam (1,524), euparal (1,483), gliserol (1,460) ve su (1,334) vardır.





İmmersiyon objektifi ile inceleme aşamaları aşağıda açıklanmıştır. 
  • Kuru objektifle preparat incelemesi yapılır. 
  • Kuru objektifte inceleme yapılırken immersiyon objektifi ile incelenmek istenen yer görüntü alanının ortasına getirilir. 
  • Preparat üzerinde incelenecek bölgeye bir damla immersiyon yağı damlatılır. 
  • İmmersiyon objektifi ışık yolu üzerine getirilir. 
  • Tablanın kenarından bakılarak makro ayar vidası yardımıyla immersiyon objektif ucunun yağa temas etmesi sağlanır. 
  • Okülerden bakılarak makro ayar vidası çok yavaş olarak çevrilip görüntü bulunur. 
  • Mikro ayar vidası ile görüntü netleştirilir. 
  • Şaryo ile preparat hareket ettirilip farklı görüş alanları incelenirken diğer elle de mikro ayar vidası ile netlik sağlanır. 
  • İnceleme bittiğinde makro ayar vidası ile tabla en alt seviyeye indirilir. 
  • İmmersiyon objektifi ışık yolundan uzaklaştırılır. 
  • Preparat çıkarılarak dezenfektan çözeltisi içerisine atılır. 
  • Mikroskop usulüne uygun olarak temizlendikten sonra plastik veya kumaş bir örtü ile örtülür ya da kutusuna yerleştirilir.








18 Aralık 2018 Salı

Aralık 18, 2018

Blood Tubes

Blood Collection Tubes


Serum Separator Tube (SST): 
This grey and red speckled tube ("tiger top") is used primarily for Chemistry and Viral antibody testing. No anticoagulant is contained in the tube. 


Red Top Tube (Plain Non-Barrier): 
This tube is used for certain Blood Bank testing which requires a patient's serum, primarily RPR testing. Chemistries and other drug levels may be drawn in red top tube. The tube contains no anticoagulant.


Lavender Top Tube: 
This tube is used to for Hematology (CBC, e.g.) and certain Chemistry and Blood Bank testing. The tube contains EDTA as an anticoagulant. Samples collected in lavender tubes may not be used for coagulation tests. 


Light Blue Top Tube: 
This tube is used for coagulation testing. The tube contains buffered sodium citrate as an anticoagulant. It is critical to test accuracy that the tube be filled completely. Inadequate amounts of blood in the tube can yield erroneous test results. 


Green Top Tube: 
This tube contains lithium heparin as an anticoagulant, and is used for certain hematology, chemistry and virology tests. 

Light Green Top Tube (PST): 
This tube is used for serum HCGs and other routine chemistry tests. The tube contains lithium heparin as an anticoagulant.  


Brown Top Tube: 
This tube is used for Cytogenetic testing and other routine chemistry tests. The tube contains sodium heparin as an anticoagulant. (note: TAN top is different from Brown, and has EDTA)



Black Top Tube (Vac-Tec): 
This tube is used for sed rates (ESR). The tube contains sodium citrate as the anticoagulant. 


Grey Top Tube: 
This tube is primary used for glucose testing. It contains potassium oxalate with sodium fluoride as the anticoagulant. 



Yellow Top Tube: 
This tube is used for certain reference tests requiring whole blood. It contains ACD (acid-citrate-dextrose) as the anticoagulant. 

Navy Blue Top Tube (No additive): 
This tube is used for certain reference tests. It is "metal free" and contains no anticoagulant. 
Navy Blue Tube Tube (EDTA): 
This tube is used for certain reference tests. It contains EDTA as the anticoagulant.

INSTAGRAM


31 Ekim 2018 Çarşamba

Ekim 31, 2018

Virüsler

VİRÜSLER

Virüs Latince zehir sözcüğünden türemiştir; sıfat hâli viraldir. Virüsleri inceleyen bilim dalı viroloji, bu dalda çalışan bilim insanlarına da virolog denilmektedir.

Genel Özellikleri
Virüs, bakterilerden küçük olan ve konak olarak canlı organizmaları kullanabilen parazit nitelikli enfeksiyon ajanlarının genel adıdır. Virüsün yapısı dışta bir protein kılıf ve içinde nükleik asitten meydana gelir. Herhangi bir organeli ve enzimleri olmadığı için normal bir hücre gibi yaşamlarını sürdürebilmeleri olanaksızdır.

Yaşamsal faaliyet gösterebilmek için mutlaka canlı bir hücreye girmeleri gerekir. Virüsler, hücre dışında çoğalamadıklarından zorunlu hücre içi parazitlerine benzer ama parazitlerden farklı olarak virüsler gerçek organizma sayılmaz. Virüslerin hücre zarı ve kendi metabolizmaları yoktur. Hücre dışında ise kristal hâlde bulunurlar. Hücre dışında cansız, hücreye girdiğinde ise bölünüp çoğaldıklarından dolayı canlı olarak kabul edilirler.

Virüsler, birçok hastalığa neden olur. Bunlara AIDS, grip ve kuduz örnek verilebilir. Bu tür hastalıkların tedavisi oldukça zordur çünkü antibiyotikler virüslere etki etmez ve az sayıda antiviral ilaç bulunmaktadır. Viral hastalıkları engellemenin en iyi yolu, bağışıklık geliştirmeye yarayan aşılardır.

Morfolojik Özellikleri
Virüsler küre, çubuk veya elips şeklinde olup bulundurdukları nükleik asit tek çeşittir. Yani ya sadece DNA ya da sadece RNA bulundururlar. Aynı zamanda çok spesifiktirler, sadece belirli hücrelere girerler. Bir kuduz virüsü sadece beyin hücrelerine, uçuk virüsü sadece ağız civarındaki epitel doku hücrelerine, bir bakteriyofaj sadece belirli bakteri türlerine, AIDS virüsü sadece kandaki akyuvar hücrelerine girer. Ökaryotik ve prokaryotik hücreler virüsler tarafından enfekte edilebilir. Bakterileri enfekte eden virüsler, bakteriofaj veya kısaca faj diye adlandırılır. 
Bir bütün virüs taneciğine virion denir. Virüsler proteinden yapılmış bir kılıf ile bu kılıfın içinde bulunan genetik maddeden meydana gelmiştir. Genetik madde DNA veya RNA molekülünden sadece birini kapsar ve buna genom denir. Genomu nükleik asitler oluşturur. Nükleik asitlerin görevi, virüslerin yaşamaları ve hastalık yapma yeteneklerini sağlamaktır.
Genetik maddenin etrafındaki protein kılıfa kapsid adı verilir. Kapsid, kapsomer denen alt ünitelerden meydana gelmiştir. Kapsit, viral genom tarafından kodlanan proteinlerden oluşur, şekli ise virüsün morfolojik ayrımında kullanılır. Kapsidin görevi, nükleik asiti korumak ve hücre içine girmesini kolaylaştırmaktır.
Virüsler, protein sentezi yapamaz. Çünkü protein sentezi için gerekli olan enzimleri ve ribozomları yoktur. Hücrede bulunan ters transkripsiyon enzimi, nükleik asitlerin hücreye aktarılması için hücre zarını eritmeye ve DNA’nın RNA’ya, RNA’nın da DNA’ya dönüşmesini sağlar.

Virüslerin Çoğalmaları
Virüs hücre bölünmesiyle çoğalamaz çünkü hücresel bir yapıya sahip değildir. Konak hücrenin metabolizması ve mekanizmasını kullanarak kendini kopyalar. Virüsler için en uygun yerler 30-35 °C sıcaklık ve pH’ı 6-8 olan ortamlardır.

Virüs, hücreye tutunduğunda ilk önce hücrenin zarını eritir. Daha sonra bu delikten içeriye kendi nükleik asidini akıtır. Hücreye giren virüs nükleik asidi derhâl yönetimi ele geçirerek hücreyi kendi hesabına çalıştırmaya başlar. İlk önce kendi nükleik asitlerinin kopyalarını, arkasından da protein kılıflarını sentezlettirir. Daha sonra bunları birleştirerek yüzlerce virüs oluşmasını sağlar. Hücre içindeki virüsler hücreyi patlatarak dışarı çıkar ve yeni hücrelere saldırırlar.